Kalça Displazisi(KD): neler değişti?
Bugün için,
hasta sahipleri genellikle bu hastalık hakkında yaklaşık olarak bir
fikre sahiptirler. Ancak ne yapacakları konusunda birçok soru
işaretleri taşımaktadırlar. Bu yazımda Penn-Hip radyografisi ile tanıya
gitme konusunda kısa bilgiler sunup, erken safhada (hayvanımız 3-4
aylık iken) bu hastalık nasıl teşhis edilir konusunda aydınlatıcı
bilgiler vermeyi amaçlıyorum.
Kalçanın sağlık durumunun kontrol edilebilmesinde yeni röntgen teknolojisinin kullanımı
Giriş:
1930’lu
ilk kalça displazisi tanımlandığında, bu durumun ender rastlanan
hastalıklardan olacağı sanılıyordu. Günümüzde ise durum tamamen farklı
bir görünüm aldı ve Kalça displazisi özellikle büyük ırk köpeklerin
(aslında daha az da olsa orta boy köpek ırklarında da rastlanmaktadır)
çok sık karşılaşılan genetik bir eklem problemi olarak karşımıza
çıkmaktadır. Yurt dışında, köpek üreticileri ve OFA (Orthopedic
Foundation for Animals) diye adlandırılan, hayvanların ortopedik
problemleri ile ilgilenen kurumların yıllardır ortaklaşa yürüttükleri
ciddi ve kapsamlı çalışmalara rağmen bu hastalık özellikle Akita Ino,
Alman çoban köpeği, Labrador Retrievers, Golden Retrievers ve
Rottweiler gibi köpek ırklarında kesinlikle ortadan kaldırılamamıştır.
KD’nin
tanısı ırk özelliği, anamnez (hastalığın oluşum hikayesi), fiziksel
muayene bulguları ve kalça bölgesindeki radyolojik bulguları ışığında
konulmaktadır. Standart röntgen çekimleri sonrasında, kalça
eklemlerinin genel yapısı gözlenir ve dejeneratif eklem hastalığı veya
osteoartritis (OA) olarak adlandırılan eklem bozukluğunun bulguları
tespit edilir.
30 yılı aşkın bir süredir, bu radyografik
görüntülerle kalça probleminin sübjektif değerlendirilmesi
yapılmaktadır. Bu değerlendirme; kalça eklemin çok iyi, iyi veya orta
düzeyde olduğunu tespit etmek için kullanılmıştır. Bu bilgilerin
ışığında kalçanın ileride OA geliştirip geliştirmeyeceği saptanmaya
çalışılırdı. Ancak son yıllarda görüldü ki; bu yöntemlerle hastalık
erken evrede teşhis edilemiyor ve geç dönemlerde tanımlandıktan sonra
tedavi seçenekleri azalıyordu.
Köpek üretim çiftlikleri bu durumda
ellerindeki en sağlıklı köpeği tutabilmek için büyük uğraşılar
verdiler, ancak yöntemin yetersiz kalışı nedeniyle kalça displazisini
tamamen ortadan kaldıramadılar. Bugün için OFA’nın yöntemleri
kullanıldığında halen % 20-25 lik kalça displazili köpeğin
sahiplendirilmesi gerçekleşmektedir. Açıkçası daha güvenilir bir tanı
yöntemine ihtiyaç duyulmaktaydı.
Yeni bir test:
1983
yılında, Pennsylvania Üniversitesi Veteriner Fakültesi Ortopedi bölümü
cerrahlarından Dr. Gail Smith, kalça displazisinin erken teşhisi
üzerine çalışmalarını başlatır. Bu çalışmalar esnasında, OA’nın primer
nedeni olan eklem gevşekliğini ölçmeye yarayan PennHip yöntemini
geliştirir. PennHip yönteminde kullanılan distraksyon indeksi (Dİ)
hayvanın pasif haldeyken kalça gevşekliğini ölçmeye yarar, yani hayvan
tamamen rahatlamış iken kalça ekleminin gevşeklik derecesini
belirlemeyi amaçlar (genel anesteziye bu yüzden gereksinim duyulur).
Sağlıklı sayabileceğimiz ve KD gelişiminin en az risk teşkil eden
hayvanlar grubuna dahil edilen köpeklerde Dİ değeri 0.3 olarak
saptanmıştır. Riskli olarak kabul edilen yani kalça displazisi
oluşabilme olasılığı yüksek hayvanlarda DI değeri 0.7 veya daha yukarı
değerler olarak saptanmıştır.
PennHip x-ray metodu şu sebeplerden dolayı tektir:
1-
Çok iyi araştırılmış ve objektif bir değerlendirme metodu olup, katı
bilimsel protokoller çerçevesinde değerlendirilip, yalnızca bilimsel
içeriği yoğun veteriner dergilerde yer almıştır.
2- Distraksyon
indeksi hassas ölçümler ve matematik hesaplamalar sonrasında ortaya
çıkmaktadır. Dr. Smith ve meslektaşları bu tekniğin OFA’nın sübjektif
değerlendirme kriterlerinden daha üstün olduğunu savunuyor ve
kanıtlıyor.
3- Bu yöntemi kullanmak isteyen veteriner hekimler
teknik açıdan eğitime tabii tutulurlar ve ancak o zaman bu yöntemi
kullanabilme izni alabilirler. Bu olay standardizasyonu getirmektedir
ve değerlendirmelerin daha sağlıklı yapılabilmesini sağlamaktadır.
4-
Bu test hayvanlar henüz 3-4 aylık iken displazik olma olasılıklarını
saptamayı sağlıyor (diğer yöntemlerle ancak 6 aydan sonra o da şüpheli)
ve böylece son yıllarda geliştirilen JPS’e (juvenile pubic
symphisiodesis) imkan tanımaktadır. Bu operatif yöntem hayvanınız 3 ile
5 aylık iken gerçekleştirilebiliyor ve geleceğe, ufak bir müdahale ile,
daha umutlu bakmasını sağlıyor.
PennHip ve OFA teknikleri arsında karşılaştırma
OFA
x-ray çekim yöntemleri her veteriner hekim tarafından
gerçekleştirilebilmektedir. Herhangi bir anesteziye veya bazen de
sakinleştiriciye bile ihtiyaç duyulmamaktadır. Bu görüntüler
incelenmekte (yurt dışında bu olay 3 radyolog tarafından
değerlendirilir ve OFA‘ya rapor sunulur) ve rapor sonucunda hayvanın
ileri, orta ve hafif displazili veya iyi, çok iyi olduğu tanısı konur.
Bazen de şüpheli kalınırsa 6 sonra kontrol filmi istemiyle tekrar
çağırılır. Bu raporlarda genellikle 2 yaş veya daha üstü köpekler
değerlendirilir. Genç veya daha genç hayvanlar incelenmesi amacıyla OFA
çalışmalarını yürütmektedir.
Son araştırmalarda, OFA yöntemleri ile
çekim yapan radyologlar arasında çok büyük farklılıklar gözlenmiştir,
hatta bir radyolog aynı hayvan üzerinde kendi çektiği röntgene farklı
değerlendirmeler getirebilmektedir. Bu olaylar tabii ki bu
değerlendirme yönteminin kişiden kişiye değişebileceğini göstermiştir.
Bir diğer husus ise, bu yöntemle çekimler sırasında femur başının
asetabulumun daha içine sokulduğu saptanmıştır. Bu olay sonrasında bazı
displazi vakalarının maskelediği saptanmıştır.
PennHip’te tüm
x-ray’ler anestezi altına alınmalıdır ve maksimum kas gevşemesi
sağlanmalıdır. Bu çok önemli bir husustur, çünkü çekim sırasında eklem
gevşekliğini tespit etmemize yarayan distraktör denen pozisyonlama
kalıbı kullanılmaktadır. Bu kalıpta ancak tam gevşemede net ölçümler
almamızı sağlamaktadır.
PennHip metodunun geçerliliğini ve
güvenirliliğini korumak amacıyla araştırmalar halen sürdürülmektedir.
Tüm radyografiler yeniden değerlendirmeye tabidirler. Böylece
bilgilerde oynamalar, hileler veya hatalar önlenmektedir ve yalnızca en
doğru ve gerçekçi olanları hasta sahibine sunulmaktadır.
PennHip
değerlendirme raporları bu şekilde değerlendirilir ve aynı ırka mensup
köpeklerdeki değerler sürekli kontrol edilip o ırka özgü DI sonuçları
yayınlanmaktadır.
OFA (Orthopedic Foundation for Animals) kalça değerlendirmesi
Sonuç:
PennHip
ve International Canine Genetics (PennHip’i pazarlayan kurum) üreticiye
bu bilgileri verir ve onun bunlar ışığında üretim yapmasını önerir.
Hasta sahipleri açısından da, bu bilinç yerleştikçe bu hastalığa sahip
hayvanların üretimi azaltılmış olacak ve oluşma yüzdesi çok altlara
çekilecektir. Hastalıklı hayvanlarda, ya erken evrede tedaviye
alınacaklar yada daha geç evrelerde de olsa TPO veya kalça protezi gibi
operatif uygulamalarla sağaltımları sağlanacaktır. Bu tür hayvanlara ek
olarak NSAİ’ler (non steroid anti-inflamatuar maddeler) ve kıkırdak
koruyucu ajanlar önerilecektir (Bona Zeal Senior, Cosequin vs..)
Bu
arada PennHip metodu ile kalça ekleminin gevşeklik derecesinin
ölçülmesi hiçbir zaman köpeklerde %100 kalça displazisinin önlenmesi
anlamına gelmemektedir. Bu yöntem sayesinde daha kesin bir tanı
sağlanmakta ve bu hastalıkla mücadele diğer tanı yöntemlerine göre daha
güvenli bir şekilde gerçekleşebilmektedir. Bu yöntemin yaygınlaşması
ile bu hastalığa karşı iyi bir standart sağlanacak ve hasta sahipleri
yani sizler daha güvenilir bilgilerle donatılmış olacaksınız.
Saygılarımla,
Yard. Doç. Dr. Mustafa Aktaş
İ.Ü. Veteriner Fakültesi, Cerrahi Anabilim Dalı
e_mail:
Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Bu posta adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
|
Burada
verilen sağlık bilgisi sadece eğitimsel amaçlar içindir ve bir sağlık
çalışanı ile yapılan görüşmelerin yerine geçmesi amaçlanmamaktadır.
Hasta bakımı ile ilgili tüm kararlar hastanın kendi özelliklerini de
göz önünde bulunduran bir sağlık çalışanı ile birlikte alınmalıdır.
|
|
|