|
Alman Çoban Köpeği her işe yatkın bir ırk olmasına bağlı olarak çok
popüler bir köpek olmuştur. Bir çok insan iyi kalitede ve iyi eğitilmiş
Alman Kurdu’na ilgi duyarken , bazıları da bu ırkı öncelikle para
kazanma aracı olarak görmektedir. Irkın özelliklerini bilmeden , bu
özellikleri dikkate almadan yapılan üretimler ciddi sağlık sorunları ve
karakter bozukluğu olan köpeklerin çoğalmasına yol açmaktadır.
Aşağıda
sıralayacağımız anormallikler sadece Alman Çoban Köpeğinde görülmez ve
yaygın olmaları gerekmez . Bu hastalıklar sizin Alman Kurdu’na olan
sevginizi azaltmasın . Sizlerin gözünü korkutmak gibi bir düşüncemiz
yok . Aksine bu ırktan bir köpek sahibi olacaksanız ; bu özelliklere
özen gösteren ve bunları bilen üreticileri bulmanıza ve karşılaştığınız
üreticileri sorgulamanıza yardımcı olacaktır.
Ayraca bu ırkı üretecek olanlara da katkı sağlama umudunu taşımaktayız.
ACHALASİA (akalazya) – resesif gen-Özefagus- yemek borusu genişlemesidir. Bozukluk sütten kesme döneminde kusma ile başlar.
ANKY LOSİS (ankiloz) – genetik oluşu kuşkulu- Kuyruk veya omurgadaki omurların birleşmesine bağlı olarak hareket kabiliyetinin sınırlanması .
BİLATERAL KATARAKT (çift taraflı katarakt) – dominant gen – Genellikle iki yaşından sonra her iki gözdeki lensin opaklaşması ve görüş kaybı.
CALCİUM GOUT (kalsiyum gutu) – genetik olduğu düşünülür – Deride kalsiyum birikmelerine bağlı olarak şişlikler meydana gelmesidir.
CEREBELLAR HİPOPLASİ (beynin büyümesi) – genetik olduğu düşünülür – Yavru 12 haftalık olunca ortaya cıkan anormal yürüyüş ve kontrol kaybı .
CHRONİK PANKREATİTİS ( kronik pankreas hastalığı)
– genetik olduğu düşünülüyor – Kronik kilo kaybı ile seyreden , yağ ve
proteinlerin sindiriminde rol oynayan enzimlerin bulunmaması durumudur.
CORNEAL DERMOİD CYST ( kornea dermoid kisti) – genetik olduğu düşünülür – Gözün kornea adı verilen bölümünde doğmasal kist oluşumu .
CRYPTORCHİDİSM ( kriptorşidizim-gizli testis)
– genetik olduğu düşünülür – Testislerin skrotum adı verilen kesede
olmama durumudur. Testislerin fötal dönemdeki farklılaşması Y kromozomu
tarafından kontrol edilir. Farklılaşma olup da gonadlardan testisler
meydana gelince bunlar bulunmaları gereken yerlere giderler. Doğum
esnasında testisler , genellikle karın içerisindedir. Doğumdan sonra 10
gün içerisinde inguinal kanala iner ve yavru 10-14 gün olduğunda da
skrotum içerisine yerleşmiş olurlar. 6 haftalıktan önce testisleri elle
hissetmek zor olabilir. Fakat bu süreden sonra rahatça
hissedilebilirler.
Yavru 6-8 haftalık olmasına karşın testislerden bir veya ikisinin skrotumda olmaması kriptorşidizim olarak adlandırılır.
Tedavi
için 16 haftalıktan önce yapılan hormon uygulamalarından daha başarılı
sonuç alınır. Testisin inguinal kanalda ,inguinal kanalın da açık
olması gerekir.
Her iki testisin de karın boşluğunda olması
halinde köpek kısırdır. Kriptorşidizim bulunan köpekler daha
agresiftirler ve bunlarda testis tümörü oluşma eğilimi daha yüksektir.
Bu yüzden en geç 4 yaşında , karın boşluğundaki testis cerrahi yolla
çıkarılmalıdır.
CYSTİNURİA (sistinuri) – resesif gen – Sadece erkeklerde görülür. İdrarda yüksek miktarda bulunan sistin maddesi taş oluşumuna neden olur.
DEGENERATİVE MYELOPTHY (dejeneratif miyelopati)
– genetik olup olmadığı bilinmemektedir – Hareketle ilgili sinirlerin
kılıflarının dejeneratif bozukluğudur. Bu durum Alman Çoban
Köpeklerinde göreceli olarak yaygındır. Genç köpeklerde ortaya
çıkabilmesine karşın genellikle orta yaştan itibaren görülür. Arka
bacaklarda zayıflıkla başlar , zamanla dejenerasyon meydana gelir. En
sonunda yemek borusunun alt kısımlarına ilişkin zayıflıklar meydana
gelir ki ; tam yutmaya engel olur ve tekrarlayan zatürrelerin
oluşmasına sebep olur. Her ne kadar başlangıçta kalça displazisini
andırırsa da gerçekte kalça ekleminden ziyade spinal kordun
dejenerasyonudur.
DİABETUS MELLİTUS (şeker hastalığı)
– resesif gen- Sindirim sisteminde sindirim işlemleri sırasında ,
gıdalar vücudun kullanabileceği parçalara ayrılır. Karbonhidratlar
şekerlere parçalanır ki , bunların en önemlisi glikozdur. Glikoz
,enerjinin kaynağıdır. Bağırsaklardan kana geçen glikozun ,
gereksinilenden fazlası karaciğerde glikojene çevrilerek depolanır. Bir
kısımda hücreler tarafından enerji olarak kullanılır. Ancak glikozun
kullanılabilmesi için pankreas tarafından üretilen insüline gereksinim
vardır. İnsülin eksikliği ile karakterize bu duruma şeker hastalığı
denir ve bunun sonucunda kanda normalden fazla glikoz bulunur.
Hastalık 2-6 aylıken ortaya çıkar. Çok su içip çok işeme ile karakterizedir.
DİSTCHİAZİS (dişiasis)
– genetik olduğu düşünülür- Kirpiklerin iki sıra halinde bulunması
durumudur. Kornea ve konjuktivanın sürekli irkiltilmesi sonucu ; göz
yaşı akıntısı , kornea yaraları gibi olaylara neden olur. Fazla
kirpikler, operasyonla veya epilasyonla alınmalıdır.
ECTASİA (ektazi) – resesif gen – Gözün retina tabakası ve görme sinirlerine ilişkin anormalliklerdir. Görme zayıflığı ve körlüğe neden olur.
ELBOW DYSPLASİA (dirsek displazisi)
– dominant gen – Dirsek displazisi ; 4 veya 6 ay arasıda çok ciddi bir
topallamanın başlaması ile karakterizedir. Genellikle tek dirseği
tutmasına rağmen ara sırada iki dirseği de tutar. Hastalık kısaca ;
dirsek ekleminin yaygın olarak gelişen deformitesidir. Dirsek
displazisinin 3 farklı tipi vardır. İlgilenenler bize e – posta ile baş
vurabilir.
EOSİNOPHİLİC COLİTİS (eozinofilik kolit) – genetik olduğu düşünülür – Kronik ishal nöbetlerinin olmasıdır.
EOSİNOPHİLİC MİYOSİTİS (eozinofilik miyozit) – bilinmiyor – Kasların nükseden (tekrarlayan) akut enflamasyonudur.
EPİLEPSY (sara)
–resesif gen- 1-3 yaşlar arasında başlayan ve tekrarlayan beyin
orijinli nöbetlerdir. Önce ani başlayan korku ve huzursuzluk dikkati
çeker. Daha sonra köşeleri koklama, havayı ısırmaya çalışma gibi garip
sayılabilecek davranışlar gözlenir. Diş gıcırdatma , çiğneme , ağızdan
köpüklü salya gelmesi , kafanın sallanması ve gözlerde titreme olaya
eşlik eden diğer belirtilerdir. Köpek aniden yere yığılır , kafa geriye
doğru bükülür , salya akışı ve yüzdeki seğirmeler dikkati çeker.
Bilinçsizce idrar kaçırma dışkılama görülebilir.
Epileptik nöbet
başladığında onu bir battaniyeye sarmak iyi olur. Bu sırada köpeğe bir
şey yutturmaya çalışılmamalıdır. Tedavide antikonvülsan ilaçlar
kullanılır. Bu ilaçlar karaciğer hasarı oluşturabileceğinden belirli
aralıklarla karaciğer enzimleri kontrol edilmelidir.
HAEMOPHELİA A (hemofili a)
– resesif gen – Kanın pıhtılaşmasına yardımcı FAKTÖR 8 eksikliğine
bağlı olarak kanamalar meydana gelir , pıhtılaşma yavaş olur.
HİP DYSPLASİA ( hip dispilazi, kalça çıkığı)
– poligenik gen – Topallıkla seyreden ve kalça ekleminin ilerleyen
deformitesidir. Kalça displazisi , kalça eklemi ve ligamentlerinin
gevşemesi ile başlar , asetabulumda sığlaşma , eklemde deformasyon ve
femur başında yassılaşma gibi olaylarla devam eder. Kuşaklar boyu kalça
displazisi taşımayan ve bu anlamda sertifikası olan anne – babalardan
bile kalça displazili yavrular doğabileceği unutulmamalıdır. Kalça
displazisinin kalıtsal faktörü tam olarak bilinmediğinden eradikasyonu
mümkün olmamıştır. Ancak yine unutulmamalıdır ki kalça displazisi
olmayan ve bunun röntgenle doğrulandığı anne – babaların yavrularında
problemin ortaya çıkma olasılığı oldukça düşüktür.
Üretimde dikkat edilmesi gereken noktalar ;
• Normal köpeklerin normallerle çiftleştirilmeli
• Normal köpeklerin , normal ataları olanlarla çiftleştirilmeli
• Normal köpeklerle kalça displazisi insidensi düşük yavrularla çiftleştirilmeli
• Düşük oranda kalça displazisine neden olan babaları tercih edin.
Yavrular
6 aylık olunca kalça displazisi konusunda uzmanlaşmış bir klinikte
röntgeni çektirilerek hastalığın bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.
İNTERVERTEBRAL DİSC DİSEASE ( omurlar arası disk hastalığı ) – genetik olduğu düşünülür – Disk kayması , ağrı , paralizise bağlı olarak bacaklarda güçsüzlük görülür.
MALABSORBTİON SYNDROME ( gıdaların emilme bozukluğu sendromu ) – genetik olduğu düşünülür – sindirilmiş gıdaların emilmelerinin bozulmasına bağlı olarak ölüm derecesinde açlık meydana gelir.
NİTTİTATİC MEMBRANE EVERSİON ( membrana nittikansın kıvrılması )
– resesif gen – Membrana nittikans olarak da bilinen üçüncü göz
kapağının kıvrılmasıdır. Korneada tahrişler ve gözde bozukluklara neden
olur. Operatif olarak tedavi edilir.
OSTEOCONDRİTİS DESSİCANS ( osteokondritis dessikans )
– genetik olduğu düşünülür- Kısaca OCD olarak isimlendirilen problemde
; omuz ekleminin gelişim bozukluğu mevcuttur. Buna bağlı olarak ağrı ve
topallık vardır.
PANNUS – kalıtsal olduğu düşünülür
– Bir göz tabakası olan korneanın hastalığıdır. Korneanın üzeri bir zar
ile kapatılır. Kan damarları ve çeşitli dokulardan oluşan bu zar
kırmızı renklidir. 2 yaşından büyük köpeklerde görülür , körlüğe neden
olabilir. Hastalığı kontrol altında tutmak mümkündür , fakat kalıcı ve
kesin tedavisi yoktur.
PANOSTEİTİS – kalıtsal olduğu düşünülür
– Genellikle 5 ve 12. aylarda görülen ve uzun kemiklerde yoğun bir
kemik üretimiyle karakterize bir durumdur. Köpekler , genellikle bu
probleme rağmen büyümelerini sürdürürler ancak ağrılı bir durumdur.
Panosteitis ; bilinmeyen bir sebeple oluşur ve Alman kurt köpeğinde
yaygın bir durumdur. Hastalık anında kemik röntgeni alınacak olursa
büyüme plakalarındaki lezyonlar görülecektir. Köpeğin dieti hastalıkta
rol oynayabilir. Yüksek proteinli yavru köpek mamaları , yavrunun hızlı
büyümesine neden olabilir , bu da yavrunun bu hastalığa tutulmasına
neden olabilir , bu da ‘büyüme ağrısı’ şeklinde açıklanır. Bu
hastalıkta bacaklarda dolaşan topallık görülür. Örneğin ön bacakta
topallık varken , birde bakarsınız topallık arka bacakta. Yavrular
büyüdükçe hastalık azalır. İstirahat edilmesi problemin azaltılmasında
önemlidir. Ağrı kesiciler , ağrıyı ortadan kaldırıp yavrunun çok
oynaması sonucunu doğurabileceğinden sakıncalıdır. Çok oynama sonucunda
problem daha da ağırlaşabilir.
PATENT DUCTUS ARTERİOSUS – poligenik
– Yavrunun anne karnında gelişimi sürerken ‘fötal dönemde’ aort
gelişiminde bozukluk olması durumudur. Kalp seslerinde anormallik ve
egzersiz yapmada problemler vardır. Bu problemlerin başında çabuk
yorulma gelir.
PERİANAL FİSTULA – genetik olduğu düşünülür – Normal olarak bağırsaklar anüsle dışarıya açılır. Bu durumda anüsün dışında bir kanaldan dışarıya açılma söz konusudur.
PERİFERAL DİSEASE VESTİBULAR – bilinmiyor
– Orta kulakta şekillenen doğmasal bozukluktur. Yavru genellikle
dengesini kurmakta zorlanır ve kendi etrafında döner veya kafasını
geriye yada yana çevirir. Bu köpekler çok nadir olarak iyileşirler ve
erişkin olduklarında da kafalarını biraz eğik tutarlar.
RETİNAL ATROPHY – genetik olduğu düşünülür
– Retina gözün, göz sinirinin de bulunduğu bir tabakasıdır. Bu tabakada
oluşan dejenerasyon önceleri gece körlüğüne daha sonra da tamamen
körlüğe neden olur.
SOFT EARS – resesif gen – Alman
Çoban Köpekleri doğduklarında düşük kulaklıdırlar. Normal olarak
kulaklar , 2. ve 3. aylarda dikleşmeye başlar. Bazı kulakların kasları
gelişmeyerek asla dikleşmez. Dik kulağı olmayan köpekler şovlara
alınmaz ve düşük kulak , kulak enfeksiyonlarının kolayca çıkmasına
neden olur.
VON WİLLEBRAND’S DİSEASE – dominant gen –
Mukozalarda kanamalara neden olan bir kan hastalığıdır. Diğer kan
hastalıklarından ayırabilmek için klinik testlerin yapılması gerekir.
Bu hastalığa sahip anne – babanın yavruları ölür. Bu hastalık otozomal
genlerle taşınır ve cinsiyetle ilişkili değildir.
|